F.Bahçe = G.Saray ≠ Beşiktaş
18.11.2008
Turkcell Süper Lig'de 11 hafta geride kaldı ve Trabzonspor liderliği rahat bir şekilde devam ettiriyor. Trabzon'u diğer rakiplerinin önüne çıkaran bir numaralı etken, deplasmanlarda aldığı galibiyetler. İstanbul'un 3 takımı deplasmalarda puanları dağıtırken, bordo-mavililer 3'er 3'er devam ediyorlar yollarına. Üstüne üstlük kötü oynarken bile kazanmasını biliyorlar. Bu, zirvede yer almak isteyen takımlar için çok önemli. Trabzonspor oynadığı iki büyük maçı (Beşiktaş ile berabere, G.Saray'a karşı mağlubiyet) kazanamamasına rağmen bu sayede zirvede 4 puan farkla oturuyor.
Peki 3 büyüklerde durum ne? Yazımın başlığı ne anlama geliyor? Bu haftanın özeti gibi bu başlık. Fenerbahçe ve Galatasaray etkileyici ya da iyi denebilecek bir futbol oynamadılar. İkisi de İstanbul'da yaptılar maçlarını, seyircilerinin önünde. İkisi de ligin büyüklere direnç gösterebilecek takımlarından ikisine kaşı oynadılar. İkisi de maçlarını 2-0'lık rahat skorlarla kazandılar. Ve bu maçları kazanırken, ikisi de duran toplardan gol buldular. Bu nokta da önemli. Gollerin yarısının duran toplardan atıldığı günümüzde, özellikle büyük takımlar duran topları iyi kullanmak zorundalar. Fenerbahçe Alex'le beraber bu konunun uzak ara lideri. Robero Carlos'un eklenmesiyle, duran toplar Fenerbahçe'nin en önemli silahı. Galatasaray da son dönemde bu konuda bayağı bir ilerleme gösterdi. Bu sezon duran toplardan buldukları goller 10'a yaklaştı. Lincoln'ün biraz konsantre olması ve bu toplara ağırlığını koyması, Galatasaray'ın zorlanan maçlarda kiliti açmasına yardımcı oluyor.
Beşiktaş ise iki büyük rakibinin tam aksi yönde bir görüntü çizdi bu hafta. Deplasmanda oynadığı maçta, puan kaybetti. Bunların dışında iki noktada net olarak ayrıldı diğer büyüklerden:
1) Etkili ve baskılı oynadı.
2) Duran topları çok kötü kullandı.
Duran toplarla başlayalım. 17 korner attı Beşiktaş. Yazıyla tam, “onyedi”. Elinde Delgado ve Tello gibi duran topları çok iyi kullanan iki oyuncu; Zapotocny, Gökhan Zan gibi her kornere çıkan kuleleri, Nobre gibi ceza alanına karıştıran fırsatçı bir forveti olan bir takım mutlaka bir gol çıkarmalıydı kornerlerden. Mustafa Denizli'nin acilen çözüm bulması gereken bir konu bu.
Oynanan oyuna gelirsek, Beşiktaş bence hiç kötü oynamadı. Sürekli baskı yaptı, maçın kontrolünü elinde tuttu. Çizgiden çıkarılan toplar, Nobre'nin kaleciyi geçip kaçırdığı gol, Serdar Özkan'ın kaleye 2 metre mesafeden yaptığı laubali vuruş; hepsi mutlak birer gol pozisyonuydu. Normal şartlarda bu pozisyonlardan biri gol olmalıydı. Nobre'den söz etmişken, birkaç cümle daha ekleyeceğim. Çok müsait bir pozisyonda golü kaçırsa da Nobre mutlaka sahada kalması gereken bir oyuncuydu. Bozuk sahada, rakibe sürekli baskı yapan, defansı rahatsız eden, arkadaşlarına pozisyon yaratan, enerjisi hiç bitmeyen bir oyuncuydu Nobre. Çıkmasıyla beraber Beşiktaş'ın baskısı da gözle görülür bir şekilde azaldı. Bence kesinlikle hataydı...
Ama futbol böyle, iyi oynaya takım puan kaybederken, futbol oynamayan takımlar duran toplardan buldukları gollerle 3 puanı alıyorlar. Fenerbahçeliler ve Galatasaraylılar şapkalarını önüne alıp tekrar düşünsünler bu 3 puanlardan sonra. Beşiktaşlılarsa sabırlı ve destekçi olsunlar. Onlar için olumsuz sonuçlanan bu haftada bile geleceğe yönelik ışığı veren takımın kendi takımları olduğunu unutmasınlar....
|